kerstin gier etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kerstin gier etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2014 Salı

Zümrüt Yeşil - Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer




"Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer" serisinin ilk kitabı Yakut Kırmızı'dan burada ve ikinci kitabı Safir Mavi'den de burada söz etmiştim. Üçüncü ve son kitabı da okumamla birlikte yazarın altın vuruşunu bu kitaba sakladığından şüphem kalmadı :) Gerçekten a'dan z'ye her şeyi açıklığa kavuşturarak, kafamızda soru işareti bırakmadı ve bunu yaparken hem eğlendirip hem hüzünlendirmeyi başardı. Hüzünlenmek diyorum çünkü hevesle okuduğum bir seri daha zaman tünelinde gerilerde kaldı. :(

[Yine giydirdim, süsledim püsledim... :) ]

Tünel demişken, kitabı okurken bu zaman yolculuğu olaylarını kafamda oturtmaya ve aynı zamanda yeni bilgileri sindirmeye çalışmak, kitabın sevdiğim karakterlerinden Paul'un tarif ettiği duyguyu yaşamama neden oldu :) Cümleyi okur okumaz anladım ki kafasında tünel açılan tek kişi ben değilmişim neyse ki... 

Adettendir, son kitabın konusundan biraz bahsedeyim önce. Henüz okumayanlar ve spoiler yemek istemeyenler burayı es geçebilirler. İkinci kitabın sonunda Gwen, Gideon'ın aşkının bir oyundan ibaret olduğunu öğrenmişti. 'Aşık bir kızı kontrol etmek kolaydır' mesajını, kontun iğneleyici sözlerinin arasından net olarak almış bulunan Gwen, Gideon'a bunu doğrulatınca resmen yıkılmıştı. Dolayısıyla üçüncü kitap aşk acısıyla başlıyor. Gwen'in bu acıyı dindirmek için en iyi arkadaşı Leslie'yle saatlerce konuşmak dışında yapabileceği hiçbir şey yok...Çünkü seri boyunca ideal arkadaş çizgisinden bir an bile ayrılmayan Leslie dışında onu kimse teselli edemiyor. Bu kız tesellinin kitabını yazabilir...'Aşk böbreklerden geçer, mideye vurur, kalbi kırar, göğsü sıkıştırır ve aklı bozar...Kısacası çoklu organ yetmezliği...' Bu kısma bayıldım :)

Kızımız, her şeye rağmen Gideon'ı affetmeye hazır. Tamam, her şey başta bir oyundan ibaret olabilir fakat zamanla gerçekten de kendisine aşık olmuş olabilir. Sonuçta romantik filmlerde de hep öyle olmaz mı? Fakat Gideon bir sonraki karşılaşmalarında Gwen'e "Dost kalalım" dediğinde bu hipotez de çürür gider ve Gwen çökmeye devam eder.

Gideon'ın, Gwen'i deli gibi sevmesine rağmen "dost kalalım" demesinin altında oldukça asil bir neden yatıyordur. Bu nedeni, Gwen gibi sonradan öğreniyoruz ve "Ahh, kıyamam yaa, canııım, seviyormuş baak.." gibi cümleler sarf ederek hep birlikte yelkenleri suya indiriyoruz. 

Bu arada kaçırılan kronograf gizemi devam ediyor ve Paul'un geçmişte verdiği belgelerden kontun iyi bir adam olmadığını nihayet anlayan Gideon artık locanın kurallarına uymayı bırakarak Gwen ile birlikte kaçırılan kronografla geçmişe yolculuk yapmaya başlıyor. Kaçırılan kronografın bu ikilinin eline nasıl geçtiğini merak ediyorsanız kitabı okumanız gerekecek çünkü uzun hikaye.. :) 
Şimdi yaşadığım şoklara geçiyorum. İlki karganın büyüsünü öğrenmemle gerçekleşti. İlk iki kitap boyunca, büyüyü duyduğum ilk zamandan beri "Amaan, bariz değil mi, hayaletleri görüyor işte, odur başka ne olacak.." diyerek geçiştirdiğim büyü meğer bambaşkaymış...
İkinci olarak kont meselesi geliyor."Mantık hataları var, kont olacakları geçmişin tozlu sayfalarında oturup nasıl bilebilir, nasıl bunlara göre plan yapabilir?" diyordum, meğer işin iç yüzü bambaşkaymış. Kontun aslında kim olduğunu öğrendiğinizde eminim siz de çok şaşıracaksınız.

Kısacası yazar öyle bir kurgu oluşturmuş ki, hayran olmamak elde değil...

Son olarak, kitabın bölüm başı anekdotlarından Shakespeare'ın sözüyle yazımı bitiriyorum. Zira serinin son kitabı aşk ve zamanla ilgili olduğu kadar ölümle de ilgiliydi.


Hepinize iyi okumalar dilerim. 


Sevgilerle, Pilozof.


12 Ağustos 2014 Salı

Safir Mavi - Aşk tüm zamanların içinden geçer...


"Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer" serisinin ilk kitabından burada bahsetmiştim. Nihayet ikinci kitap Safir Mavi'yi (orjinal adıyla Saphirblau) de bitirdim. Serinin bu kitabının da beklentilerimi karşıladığını belirtmek isterim, akıcı anlatımıyla bir günde severek okudum.

[Kitabımın pozu :) ]

Geçmişe yaptığı yolculuklara bile alışmakta zorlanan Gwendolyn, bu kez tüyler ürpertici kontun isteğiyle, 18. yılda bir baloya katılmak zorunda kalıyor. Aslında adı akşam toplantısı fakat bir toplantıdan çok balo şeklinde işliyor. Kontun beklentilerini karşılayabilmesi için; dans edişi, gülümseyişi, duruşu hatta yelpaze açışı bile bu yüzyıla uygun olmalı. Tüm bunları başarabilmesi için, gittikçe can sıkıcı hale gelmeye başlayan kuzeni Charlotte'dan yardım alması da işleri pek kolaylaştırmıyor. 

Tüm bunların yanında, elapse olduğu bodrum katında herkesten gizli, büyükbabasının gençliğiyle geçmişte buluşup, Lucy ve Paul'un kronografı neden çaldığını çözmeye çalışıyor.

(Almanların uyarladığı filmden bir kronograf fotoğrafı)

İlk kitabın sonunda Gideon ile yakınlaşması bu kitapta da kaldığı yerden devam ediyor. Fakat ilişkileri inişli çıkışlı bir hal alıyor. İkisinin de birbirine karşı güvenlerini sınayacak olaylar meydana geliyor ve kitabın sonunda ortaya çıkan bir gerçek, bu ilişkiyi kopma noktasına getiriyor. 

Safir Mavi, ikinci kitap olduğundan, ilk kitapta aklımıza takılan sorulan en azından bir kısmının cevaplanacağını ummuştum ne var ki ortalık daha da karıştı. Yazarımız Kerstin, geriye kalan tek kitapla, etrafı toparlamakta başarılı olabilir umarım.

Son not olarak, yazarın ilk kitapta olduğu gibi ikinci kitapta da yazmayı sürdürdüğü bölüm başı anekdotlarından hoşuma giden iki tanesini ekliyorum.



Kitabı okumayı bırakıp, bu söz üzerine uzun bir süre düşündüm. İlk okuduğumda Hawking, zaman yolculuğuna imkan vermiyor gibi algılasam da dikkatle baktığımda zaman yolculuğunun mümkünlüğünü savunduğunu fark ettim.Zaten sırf bu konu üzerine oldukça uzun bir makalesi var,  merak edenler buradan okuyabilir.


Bu söz de seriye cuk oturmuş :)

3. kitap Zümrüt Yeşil'in tanıtımında görüşmek dileğiyle...

Sevgiler,

Pilozof


31 Temmuz 2014 Perşembe

Yakut Kırmızı - Aşk tüm zamanların içinden geçer...




Aşk tüm zamanların içinden geçer serisinin ilk kitabını bugün bitirdim. Hoşuma gitmeyebilir diyerek diğer iki kitabı almadığım için pişmanım. :( Serinin devamını alana kadar beklemek zor geliyor. 

Kapağına bakarak ön yargılı yaklaşmıştım başta. Basit bir aşk romanı gibi duruyor ama sandığımın aksine ilk kitabın fantastik yönü ağır basıyor. Muhtemelen diğer iki kitapta romantizmin dozu artacak. Fantastik romanlara her zaman bayılmışımdır, bir de gençlik romanı olunca tadından yenmiyor.

Kitabı okurken kıskançlık krizine girmedim değil... Geçmişe yolculuk hayatta en çok istediğim şeylerden biri. Zaman yolculuğu geni kitaba göre 16 yaşlarında kendini gösteriyor. Geçeli çok oldu ama ümidimi kaybetmiyorum :)

Bu da cildine hayran kaldığım kitabımın pozu. [Kardeşimden aşırdığım kutularla süsledim. Yan taraftaki küçük oyuncak da pek bi şirin. Onu da kardeşimden aşırdım :) Foto çekimlerinin ardından itinayla eski yerlerine yerleştirdim. Neyse ki bloğumu şimdilik bilmiyor :) ]



Bu arada 2013 yılında Almanlar filmini de çekmişler. Onu da en yakın zamanda izlemeyi planlıyorum.