3 Mart 2015 Salı

Madalyon ve iki yüzü


Bizim kalbimizde bir yara var, uzun zamandır biliyorum bunu. İçimizde bir yerde karanlıkta gizleniyor. Bir madalyonun iki yüzü gibi tıpkı, onun da iki yüzü var:

Bir yüzü, yalnızca bizi yücelten. Kutsallık taklidi yapan bir dalga gibi yükselen içimizde..Tek doğru yol bizim ve bizim dışımızdakiler gömülmek zorunda! Her zaman en önde biz!

Diğer yüzü ise, devamlı bizi aşağılayan. Bizi ezikleyen...Her başarısızlıkta, her tökezlemede, her düşüşte fısıldamaya, sızlanmaya başlayan. Kimsin ki sen? Bu zamana kadar neyi doğru yaptın? Boşuna çabalıyorsun...Sen mi kurtaracaksın bu dünyayı? Sadece yaşa, sadece nefes al yeter, başka bir işe yaramazsın.

Çocukluktan başlıyor daha, sonra onunla büyüyorsun, başka şansın yok çünkü. O kadar küçük yaşta, seninle birlikte büyüdüğünün farkına varman mümkün değil. 
Senin aksine, umutsuzluğundan besleniyor, yalnızlığından, güvensizliğinden, bazen senden bambaşka birinin sözlerinden, kırgınlıklarından, hayal kırıklıklarından, sevmeyişinden, sevemeyişinden ve sevilmeyişinden...
Büyüyüp, içinde yaşadığının farkına vardıktan sonra, iş işten geçmiş oluyor...Tıpkı senin gibi, bazen baş edemeyeceğin kadar büyümüş oluyor o da. Sonra bütün ömrün onunla savaşmakla geçiyor.
Hiç kan dökülmeyen bir savaş bu ve en kötüsü de senden başka kimse duymuyor.  
Bazen o esir düşüp, zindanlara atılıyor içinin karanlığında.
Bazense sen, bir anlığına belki bir ömürlüğüne, esir düşüyorsun. 

Yaşamak ve ölmek, böyle bir şey işte.


4 yorum:

  1. Merhaba, blogunuzu çok beğendim ve takibe aldım banada bekliyorum sevgiler. http://feracelihanimkiz.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
  2. İnsan kendi içindeki o kötümserle cebelleşmekten başka şeye fırsat ve enerji bulamıyor ki zaten...

    YanıtlaSil