12 Mart 2015 Perşembe

Şehirli hayvanlar


Bizim küçük ve köyümsü kasabamızdaki köpekler, araba gördüklerinde, kımıldamak yerine saf saf bakmaya devam ederler. Korna çalmadan rahatlarını bozup da yolun ortasından çekilmezler. Bu yüzden şehir hayatına bodoslama daldığımda, köpeklerin de insanlarla birlikte trafikte yeşil yaya ışığını beklediklerini gördüğümde çok şaşırmıştım. Şehirli hayvanın hali de bir başka oluyordu doğrusu! Ama şehirli insanın hali pek de başka olmuyormuş...

Bunu iki gün önce okulun önünde yeşil ışığın yanmasını bir grup insan ve bir adet siyah sokak köpeğiyle beklerken, siyah köpeğin yanında duran kız, aniden şeytan dürtmüş gibi siyah köpeğe tekme attığında anladım. Ne olduğunu şaşırdı hayvan, sendeler gibi oldu ama hiç sesini çıkarmadı. Onların bir adım arkasında bekleyen bisikletli çocuk hayvana uzanıp hayvanın yere doğru eğdiği kafasını okşadı ve siyah tüylerinde kalan ayakkabı tozunu silkeledi. Işık yanana kadar hayvanı sevdi ve bende bu ikiliyi izledim. Önde istifini bozmadan duran kız, olayı fark etti mi bilmiyorum ama bence ettiyse bile umurunda olmadı. Zaten kız da benim umurumda değildi. Bisikletli çocuğu ve siyah köpeği izlerken, hayvanın bakışlarındaki mahcubiyetle karışık minnettarlığı okumak varken o kızın hayvanlarla zorunu anlamakla uğraşmak istemedim.
Ben de koyu hayvansever sayılmam dostlar, ne yalan söyleyeyim. Hatta ufak bir miktar köpek korkum da var. Uzaktan severim falan ama tutup da elimle okşamam yani. Ama bu onları sevmediğimden değil, benim kendi engellerimle alakalı. Yine de inanın o an, yani hayvanların bizden daha medeni olabildiğini anladığım o an, bir köpeğim olsun istedim. Ve ona en az bisikletli çocuk kadar iyi bakmayı...

3 Mart 2015 Salı

Madalyon ve iki yüzü


Bizim kalbimizde bir yara var, uzun zamandır biliyorum bunu. İçimizde bir yerde karanlıkta gizleniyor. Bir madalyonun iki yüzü gibi tıpkı, onun da iki yüzü var:

Bir yüzü, yalnızca bizi yücelten. Kutsallık taklidi yapan bir dalga gibi yükselen içimizde..Tek doğru yol bizim ve bizim dışımızdakiler gömülmek zorunda! Her zaman en önde biz!

Diğer yüzü ise, devamlı bizi aşağılayan. Bizi ezikleyen...Her başarısızlıkta, her tökezlemede, her düşüşte fısıldamaya, sızlanmaya başlayan. Kimsin ki sen? Bu zamana kadar neyi doğru yaptın? Boşuna çabalıyorsun...Sen mi kurtaracaksın bu dünyayı? Sadece yaşa, sadece nefes al yeter, başka bir işe yaramazsın.

Çocukluktan başlıyor daha, sonra onunla büyüyorsun, başka şansın yok çünkü. O kadar küçük yaşta, seninle birlikte büyüdüğünün farkına varman mümkün değil. 
Senin aksine, umutsuzluğundan besleniyor, yalnızlığından, güvensizliğinden, bazen senden bambaşka birinin sözlerinden, kırgınlıklarından, hayal kırıklıklarından, sevmeyişinden, sevemeyişinden ve sevilmeyişinden...
Büyüyüp, içinde yaşadığının farkına vardıktan sonra, iş işten geçmiş oluyor...Tıpkı senin gibi, bazen baş edemeyeceğin kadar büyümüş oluyor o da. Sonra bütün ömrün onunla savaşmakla geçiyor.
Hiç kan dökülmeyen bir savaş bu ve en kötüsü de senden başka kimse duymuyor.  
Bazen o esir düşüp, zindanlara atılıyor içinin karanlığında.
Bazense sen, bir anlığına belki bir ömürlüğüne, esir düşüyorsun. 

Yaşamak ve ölmek, böyle bir şey işte.


23 Şubat 2015 Pazartesi

Erken mi daha?


Nasıl tarif etsem,
Bazen ben bile hatırlamıyorum seni.
Fersah fersah uzaktasın,
Bir yandan da yanı başımda solukların.

Yani İzmir gibi biraz;
İçinde yaşamaktan mütemadiyen şikayet ettiğim halde,
Terk etmekten aciz olduğum.
Dışarıdan bakıldığında zengin bir şehre benzeyen,
Esasında koca denizinden başka hiçbir şeyi olmayan.
Dağınık, peş peşe sıralanmış, karman çorman satırlar gibi,
Yine de oku oku bitmeyen.
Kendine ait bir ruhu olsa da biraz beni taklit eden;
Gülersem gülen,
Ağlarsam ağlayan.
Bazen Karşıyaka vapuru gibi,
Menzilin olmadan bindiğin,
Sırf dalgaları koklamak
Ve kuşlara yakın olmak için.
Alabildiğine yavaş giden trenler gibi,
Sessiz sakin.
Çıksam yola şimdi,
Sana doğru.
Erken mi daha?

ZY




21 Şubat 2015 Cumartesi

Kış mevsimi ve tatile dair (MİM)

Sevgili Tigrisdriver tarafından mimlenmişim... Çok güzel bir mim konusu kış mevsimi,tatil,kitaplar,filmler ve atıştırmalıklar üzerine :) Kendisine çok teşekkür ederim...

1.   Kışın okumalık favori bir kitabın var mı?


Aslında bu benim kışın okumalık favori kitabım olsun dediğim bir kitap olmadı şimdiye kadar. Ama 'Hobbit' mesela bence yazın okunmaz :) Ben onu kışın soğuk bir havada okurum ancak öyle tadı çıkar...Bir de dört mevsim favori kitabım var ki o da çoook uzun zamandan beri Harry Potter :)

2.   Kapağı mavi olan bir kitap?


Şöyle bir dönüp baktım kitaplığa. Gözüme ilk 'Aynı Yıldızın Altında' çarptı. 'Ateşböceği Yolu' var sonra. Mavi güzeldir zaten hatta en sevdiğim renk :) Ama kitap alırken çok dikkatimi çekmez.

3. Yılbaşı ağacında yıldız olarak kullanabileceğin bir kitap ?

Yılbaşı ağacı süslemem ben ama şöyle bir düşününce Çalıkuşu geldi aklıma. Benim için her zaman unutulmayacak kitaplar arasındadır.

4. Kış tatili için mükemmel olan kurgusal bir dünya?

Jules Verne'in kitapları olabilir mesela. Denizler Altında Yirmi Bin Fersah olsun, Dünyanın Merkezine Yolculuk olsun hatta okuyalı seneleeeer geçmiş İki Yıl Okul Tatili olsun.
Bunların içinden İki Yıl Okul Tatili'ni seçiyorum.
Yanlış hatırlamıyorsam bu roman bir sömestrde geçiyor, bir grup çocuğun ıssız bir adada geçirdikleri iki yıl tatile dönüşüyor sömestr.
Okuduğum zaman ben de tatildeydim galiba, bundan daha iyi tatil kurgusu olamaz :)

5. Birlikte kış tatiline gideceğin bir kitap karakteri?

Öhöm öhöm...Saymakla bitmez yahu. Benim aşık olduğum binlerce kitap karakteri var :D
Ama birini seçeceğim şimdi bir dakika...Buldum! Peeta Mellark! (Açlık Oyunları)
Bana güzel güzel çörekler börekler pişirir hem soğuk havada iyi gider :)

6. Bu sene için listende olan  kitaplar?


"Suç ve Ceza"nın en ağır versiyonu...
İki ciltlik "Rüzgar Gibi Geçti"
Borges'dan "Alçaklığın Evrensel Tarihi"
Buket Uzuner'den "Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları" - Buna başladım ama pek tarzım olmadığını fark ettim, bitirir miyim belli değil.

Şimdilik kitaplıkta beni bekleyenler bunlar.

6. Favori tatil içeceğin, atıştırmalığın ve filmin?


Şekerli ve çikolatalı olan şeylere genel olarak zaafım var sevgili dostlar. Ama kahve, sıcak süt, badem şekeri bunlar favorilerim.
Film olarak da hangisini seçsem bilemedim ama bu kadar tatlı çikolatadan sonra aklıma ilk "Charlie'nin çikolata fabrikası" geldi...Ama favori filmim değil tabii, Johnny Depp dışında kimseyi hatırlamıyorum :) Bu arada ben bu adamı çok severim.

Favori tatil filmime dönecek olursam çok alakasız olacak çikolata fabrikasından sonra ama: 
Üç Aptallar (Three İdiots) :)


Benim mimlediklerim ise eğer yazmak isterlerse tabii:



Hoşçakalın :)